ŞENYAYLA

Şenyayla'nın kuruluş tarihi bir rivayete göre 300 sene öncesine dayanıyor. Başka bir rivayete göre de ovada ki en eski köylerden biri yani 1200'lü yıllara dayanıyor. Şenyayla'lılar kendilerinin Menemenli Yörüklerinden olduklarını söylüyorlar. Kışları nüfusları 15'e kadar iniyor, yazları 40'a kadar yükseliyor. Mesela 15.08.2009 tarihinde o an ki nüfusları 24 idi.

Geçimlerini tarım (üzüm) ve hayvancılıktan sağlıyorlar son yıllarda beş parmak dağından ak dağa kadar uzanan yöre de yaban domuzları çokluğundan dolayı tarımda büyük zara uğruyorlar. Başında bir çeşme bulunan köyün ortasında 85'er yıllık 2 ağacın altına yaptıkları bir kamelyanın etrafında toplanan köy halkı temiz ve havadar köyünde mutlu olarak yaşadıklarını söylüyorlar. Şenyayala Muhtarı: Süreyya Akça

Yorumu gönderen: İlhan Kösehan

Aşağıdaki yorumu Site içine Aldım;

çünkü Şenyayla hakkında bilgiler içeriyor.

Yüzde elli Şenyayla lı olmam sebebi ile çocukluğumun bir kısmı Şenyayla ve yollarında geçti. Köyü oldukça iyi tanıyan birisiyim. Çok güzel anılarımdan dolayı, rüyalarımın bir kısmını oralarda görürüm.Fakir fakat gönlü zengin insanları orada tanıdım.

Zorla misafir alıkoyarak misafiri paylaşamayan insanlardı bunlar.Rahmetli babamın tabiri ile (akma gibi yapışarak misafir alıkoyan) samimi fedakâr insanlardır Şenyayla'lılar (Deveciler'liler). Köyün eski adından da anlaşılacağı gibi Anadolu Yörüklerindendir. Eski yerleşim yeri şimdiki mezarlıklarının batısındadır. O zamanlardaki can Güvenliğinden (eşkıya baskınları gibi) dolayı ovaya hâkim bir tepe üzerinde kurulmuştur. Zamanla ormanların azalması nedeni ile can güvenliği için daha yukarı ve orman içerisine yerleşmek zorunda kalmışlardır.

Şu andaki Şenyayla'nın (yani Devecilerin) tarihi fazla eski değildir. Her ne kadar çeşmesinin yanında 2 çınar ağacından söz edilse de,asıl çınar ağacı sayısı 3 dür. Ancak birkaç yıl önce şiddetli rüzgârdan birisi devrilince ağaç sayısı ikiye düşmüştür. Çocukluğumda yaya olarak giderken eski yerleşim yeri ile yeni yerleşim yeri arasında yol kenarında eski yerleşim yerine su taşıyan suyolunu gördüm. Harca ve kiremide benzeyen maddeden yapılmış bir suyolu idi.

Köy mezarlığının etrafındaki badem ağaçları da rahmetli ninemin hatırasıdır. Bir ilkbahara gelen ramazan gününde yine yaya olarak Şenyayla ya giderken mezarlık ile köy arasında nineme rastladım. Nereye gidiyorsun diye sorduğumda, mezarlığa gittiğini 3 sene önce diktiği badem ağaçlarının kenarlarını çapalamaya gittiğini söyledi. Elinde bir su kabı vardı. Oruç olup olmadığını sordum, orucum dedi. Madem oruçsun suyu ne yapacaksın? Buraya kadar eline yük ettin dediğimde; Şimdi abdestim var öğle namazını kılarım. Bu su ile de ikindi abdestini alır geri kalanla da birkaç fidanın dibine dökerim.Ağaçlar yetişince de gelene geçene hayır olur cevabını verdi. Evet, HAYIRI DEVAMLI, MEKÂNI CENNET RUHU ŞAD OLSUN....